Bloguma Hosgeldiniz
(81013 bytes)


Bloguma

Hosgeldiniz

ANA SAYFAYA DÖN SIK KULLANILANLARA EKLE AÇILIŞ SAYFASI YAP

Menu

Bloguma Hoşgeldin!Yorum yazmadan çıkma.


kelebeksim blogcu

candydoll

happyjale

gulsehri1995

melisle

guzelkizsena

cemlekiz

bhrhepsi

brcayd

igsmwuum

kelebeksim

kucukmelekler

sihirlikolye

98libeyza

ceydaile

rockmelegi46

denizz14

lovelove13

tugceaktas

baharattankodlar

hhayvanlarr

hayduttavsan

tugceandrabia

rockgirll

bakımsız bakımsız

busraanqel

sondurockk

witchcorneliabloom

mutluperi012

grupgeceler

nazligirll

darkpark

cerenile



9/18/2008 - ŞEYTAN ÜÇGENİN SIRRI

Kategori: Dersler

BERMUDA ŞEYTAN ÜÇGENİNİN SIRRI


Bu ünlü "Şeytan üçgeni", Bermuda adaları, Florida ve Puerto Rico adası arasında yer almakta. Burada bazı gemilerin ve uçakların hiçbir iz bırakmadan kaybolduğunu siz de duymuşsunuzdur. Peki bu nasıl oluyor?

Bermuda Şeytan Üçgeni sadece gemileri ve uçakları yutmakla da kalmıyor. Bu bölgede tuhaf oluşumlar da söz konusu. "Beyaz bir su" uçakların ilginç bir şekilde zaman kazanmasına veya kaybetmesine yol açmakta. Denizin üzerinde büyük lekeler halinde ortaya çıkan beyaz su, yoğun miktarda kükürt ve az miktarda metal de içermekte. Uzmanlar bunların deniz diplerindeki yarıklardan sızdığını düşünüyorlar. Akla gelen diğer bir olasılık da volkanik etkinlik.

Şeytan üçgeninde kaybolarak en fazla ünlenen olay "Flight 19" idi. Oysa aynı zamanda çok sayıda uçak kaybolmuştu. Bunlar ikinci dünya savaşında Amerikan donanmasına ait bombardıman uçaklarıydı. Grumman IBM Florida Avenger tipindeki beş uçak, 5 Aralık 1945 tarihinde saat 14.00 civarında Florida'daki Fort Lauderdale donanma üssünden ayrıldıktan sonra pilotlar uçuş koşullarının gayet iyi olduğunu bildirmişlerdi.

Fakat sonra Bermuda Şeytan Üçgeni'nde birden bire yok oldular. Flight 19 uçağından son haber alındığında büyük bir deniz uçağı arama çalışmaları için yola çıkmıştı ve beş bombardıman uçağının tahmini yerine varıldığında alınan bir sinyal bir müddet sonra aniden yok oldu. Aynı gün birkaç saat içinde altı uçağın kaybolmasından sonra tarihin en büyük arama çalışmaları başladı. Fakat uçaklara ait tek bir parça bile bulunamadı.

Kaybolmaların Ardındaki Asıl Neden: Araştırmacılar hemen hemen tüm olaylardan kötü hava koşullarının, yapım hatalarının ya da dünyanın manyetik alanındaki bir kaymanın sorumlu olduğunu düşünüyorlar.



Gemiler de kayboldu

Tabii bunların dışında bazı gemiler de kayboldu. Bunlardan biri de kaybolmadan önce Florida ve Küba arasında yardım isteyen Japon yük gemisi "Raifuku Maru" idi. Elbette ki Bermuda Şeydan Üçgeni'ndeki olayların listesi çok daha uzun. Fakat olaya farklı bir açıdan da bakmak mümkün. Mesela Amerikan sahil güvenliğin kayıtlarına göre 1975 yılında 21 gemi kaybolmuş, fakat sadece dört tanesi Bermuda Şeytan Üçgeni'nde.

1976 yılında ise 28 gemiden sadece altı tanesi iz bırakmadan yok oldu. Demek ki sayılar bu alanın mutlak "ölüm bölgesi" olduğunu pek kanıtlamıyor. Bilim adamları Bermuda Şeytan Üçgeni'ndeki olayların, kanıtların hatalı bir şekilde ortaya konması, çaptırılması veya gizlenmesi nedeniyle esrarengiz bir hal aldığını söylüyorlar. Mesela 1940 yılında kaybolan "Gloris Colita" gemisi daha sonra Meksika körfezinde bulunmuştu. Geminin bulunduğu gün hava sakindi. Ama hava raporlarına bakıldığında bölgede şiddetli fırtınaların yaşandığı ortaya çıktı. İki direkli yelkenli yırtılmış ve deponun içi su dolmuştu.

Bermuda Şeytan Üçgeni'ndeki olayları uzaylılarla ilişkilendirenler veya (hiçbir kanıtın bulunmamasına rağmen) kayıp Atlantis kıtasının ve eski bir nükleer savaşa ait kalıntıların burada bulunması nedeniyle araçların kaybolduğunu düşünen insanlar var.

Fakat araştırmacılar hemen hemen tüm olaylardan kötü hava koşullarının, yapım hatalarının ya da dünyanın manyetik alanındaki bir kaymanın sorumlu olduğunu düşünüyorlar.

Öyle görülüyor ki Bermuda Şeytan Üçgeni'nin gizi varolmadıkça hiçbir zaman çözülemeyecek!

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı




9/18/2008 - KAYIP KITA

Kategori: Dersler

KAYIP KITA ATLANTİS

Eflatun'un diyaloglarındaki Timaeus ve Critias, Atlantis'in varlığından söz eden tek yazılı kaytılardır. 1973 yazında, bir araştırma ekibinin başkan yardımcısı, Maxine Asher, okyanusun tabanında Atlantis'i bulduklarını açıkladı. Scuba dalgıçları okyanusun dibinde, ve Eflatun'un tasvir ettiği yerde, büyük kolonlar ve yolların bulunduğuna dair kanıtlar görmüşlerdi.

...1970'de Dr. Ray Brown, Bahama denizinin tabanında bir piramit keşfetti, yanındaki dört dalgıç ayrıca dikdörtgen şekilde yapılar, ne olduğu anlaşılamayan metal aletler, yollar ve elinde esrarengiz bir kristalden yapılmış, minyatür  piramitler tutan bir heykel buldular. Kristal  ve metal  aletler,  araştırılmak üzere Florida'daki üniversiteye gönderildi.  Sonuçta, kristalin içinden geçen enerjiyi çoğalttığı meydana çıktı.

Tony Belk'in raporuna göre,  Atlantik Okyanus'unun 10.000  metre aşağısında 11 odalı, büyük bir piramit bulundu.

1960'da  Dr. Mansan Valentine tarafından yapılan keşiflerde, Binini adalarının yakınında ev ve yol harabeleri bulundu ve fotoğrafları çekildi. 1977' de Ari Marshall'ın keşiflerinde Bahama'larda Cay Sal açıklarında yine büyük bir piramidin varlığı rapor edildi. Piramidin boyu 650 metre kadardı,  esrarengiz biçimde  çevresindeki su parlaktı, piramidin ağzından gelen beyaz suyla parlıyordu, ve çevresindeki suyun rengi yeşildi, halbuki o derinlikte sular siyahtır.

Boris Asturias, başkanlığındaki Sovyet araştırma ekibi, Portekiz'in 400 mil açıklarında batık bir şehir buldular.Yapılar sağlam betondan ve plastikten yapılmıştı....

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı




8/30/2008 - NUH'UN GEMİSİ

Kategori: Dersler

 

NUH'un GEMİSİ NEREDE?

 

Hemen söyleyelim, kutsal kitaplara  göre kesinlikle Türkiye'de ya Ağrı ya da Cudi dağında.

 

Efsaneye ve Kuran, İncil gibi kutsal kitaplarda yazdığına göre, insanlar kötülük yapmakta ısrar edince, Allah, günahkarları cezalandırmak için büyük bir sel yapıp, herkesi yok etmeye karar verir ama bir tane günahkar olmayan, iyi insan bulur, onun adı Nuh'dur. Nuh'a  bundan kurtulmak için kocaman bir gemi inşaa etmesini ve o gemiye ailesinin yanısıra, dünyadaki her hayvandan bir çift de koymasını emreder. Gemi biter, Nuh hayvanları gemiye koyar ve tüm dünyayı sel kaplar, 40 gün kırk gece sağanaklar yağar, sonunda Nuh'un gemisi Ağrı dağının tepesine ulaşır.

 

"ve Nuh'un gemisi, yedinci ayın, onyedinci gününde Ağrı dağının tepesine ulaştı. Onuncu aya kadar sular yavaş yavaş çekildi, onuncu ayda, ayın ilk gününde, dağların tepeleri görülmeye başlandı."

(İncil)

 

Bu yüzden Nuh'un gemisini bulmak için yıllarca kaşifler Türkiye'ye gelip Ağrı'ya tırmandılar, bu uğurda ölenler bile oldu. Mesela, 2006 yılında biri kadın olmak üzere, iki İtalyan bu uğurda öldüler.

 

Bu konudaki en son haberlere göre uydu fotoğraflarında zirvenin kuzeybatısında garip bir cisim gözükmüş, yalnız Türk hükümeti o bölgede araştırma yapılmasına izin vermiyormuş. Digitalglobe's Quickbird uydusunun çektiği resimler araştırmacıları çok heveslendirmişler. Amerikan Hava Kuvvetleri, ilk resimleri 1949 yılında çekmişler ama resmi yıllarca 'çok gizli' bir dosya olarak kamuoyundan saklamışlar. Yeni resim 2003'de çekilmiş ve o da 2006'ya kadar basından gizlenmiş.(ALINTIDIR)

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı




8/29/2008 - ...::KAPADOKYA::...

Kategori: Dersler

Kapadokya, Pers dilinde “Güzel Atlar Ülkesi” anlamına gelir. Bölge 60 milyon yıl önce; Erciyes, Hasandağı ve Güllüdağ’ın püskürttüğü lav ve küllerin oluşturduğu yumuşak tabakaların milyonlarca yıl boyunca yağmur ve rüzgar tarafından aşındırılmasıyla ortaya çıkmıştır.

İnsan yerleşimi Paleolitik döneme kadar uzanmaktadır. Hititler'in yaşadığı topraklar daha sonraki dönemlerde Hırıstiyanlığın en önemli merkezlerinden biri olmuştur. Kayalara oyulan evler ve kiliseler bölgeyi Hıristiyanlar için devasa bir sığınak haline getirmiştir.

Kapadokya'daki taş formasyonlarının Türkçe'de niçin
Kapadokya'daki taş formasyonlarının Türkçe'de niçin "Peri bacaları" diye adlandırılmış olduklarını gösteren bir manzara.

Kapadokya bölgesi, doğa ve tarihin bütünleştiği bir yerdir. Coğrafi olaylar Peribacaları'nı oluştururken, tarihi süreçte, insanlar da bu peribacalarının içlerine ev, kilise oymuş, bunları fresklerle süsleyerek, binlerce yıllık medeniyetlerin izlerini günümüze taşımıştır. İnsan yerleşimlerinin Paleolitik döneme kadar uzandığı Kapadokya'nın yazılı tarihi Hititlerle başlar. Tarih boyunca ticaret kolonilerini barındıran ve ülkeler arasında ticari ve sosyal bir köprü kuran Kapadokya, İpek Yolu'nun da önemli kavşaklarından biridir.

MÖ XII. yüzyılda Hitit İmparatorluğu'nun çöküşüyle bölgede karanlık bir dönem başlar. Bu dönemde Asur ve Frigya etkileri taşıyan geç Hitit Kralları bölgeye egemen olur. Bu Krallıklar MÖ VI. yüzyıldaki Pers işgaline kadar sürer. Bugün kullanılan Kapadokya adı, Pers dilinde "Güzel Atlar Ülkesi" anlamına geliyor. MÖ 332 yılında Büyük İskender Persleri yenilgiye uğratır, ama Kapadokya'da büyük bir dirençle karşılaşır. Bu dönemde Kapadokya Krallığı kurulur. MÖ III. yy. sonlarına doğru Romalıların gücü bölgede hissedilmeye başlar. MÖ I. yy ortalarında Kapadokya Kralları, Romalı generallerin gücüyle atanmakta ve tahttan indirilmektedir. MS 17 yılında son Kapadokya kralı ölünce bölge Roma'nın bir eyaleti olur.

MS III. yy'da Kapadokya'ya Hıristiyanlar gelir ve bölge onlar için bir eğitim ve düşünce merkezi olur. 303-308 yılları arasında Hıristiyanlara uygulanan baskılar iyice artar. Fakat Kapadokya baskılardan korunmak ve Hıristiyan öğretiyi yaymak için ideal bir yerdir. Derin vadiler ve volkanik yumuşak kayalardan oydukları sığınaklar Romalı askerlere karşı güvenli bir alan oluşturur.

IV. yy, daha sonra "Kapadokya'nın Babaları" olarak adlandırılan insanların, dönemi olur. Fakat bölgenin önemi, III. Leon'un ikonları yasaklamasıyla doruk noktasına ulaşır. Bu durum karşısında, ikon yanlısı bazı kişiler bölgeye sığınmaya başlar. İkonoklasm hareketi yüz yıldan fazla sürer (726-843). Bu dönemde birkaç Kapadokya kilisesi İkonoklasm etkisinde kaldıysa da, ikondan yana olanlar burada rahatlıkla ibadetlerini sürdürdüler. Kapadokya manastırları bu devirde oldukça gelişir.

Yine bu dönemlerde, Anadolu'nun Ermenistan'dan Kapadokya'ya kadar olan Hıristiyan bölgelerine Arap akınları başlar. Bu akınlardan kaçarak bölgeye gelen insanlar bölgedeki kiliselerin tarzlarının değişmesine sebep olur. XI. ve XII. yüzyıllarda Kapadokya Selçukluların eline geçer. Bu ve bunu takip eden Osmanlı zamanlarında bölge sorunsuz bir dönem geçirir. Bölgedeki son Hıristiyanlar 1924-26 yıllarında yapılan mübadeleyle, arkalarında güzel mimari örnekler bırakarak Kapadokya'yı terkettiler

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı





<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->